SANAT YOKSULLARI

  Bir ressamın elinden çıkar renklerin  ahengi,bir yazarın süzgecinden çıkar…bir şiir okunur uzaklarda,kelimeler takılır dudaklara…

  Sanatçı üretir durmadan sağa,sola bakmadan gözlemcidir,olgundur,tüketmeye çalışmaz duyguları ve bile bile sömürmez.

 Kimi zaman başka kimliklere bürünür,başka gözle görür,kendini başka biçimlerde anlatır,renkleri değişir,sanatçının.Oysa sanattan anlamayan bazı bireyler var ki,değmeyin keyiflerine,eleştirirlerde eleştirirler.

 Acaba kimin için yazmış?Bunu mu yaşıyor?Bu ne biçim şiir? Gibi.Cümle nasıl kurulur bilmezler, fakat emeğinin içinde dedikodu malzemesi arar dururlar.Acınaklı  halleri çoktan konu olmuştur, sanatçıya bir ilham kaynağı olmuşlardır bilmeden,aslında belki de eleştirdikleri kendileridir ne tuhaf değil mi?

  Fakat sanatçı dinler başkalarını sevinçleri,üzüntüleri paylaşır yeni bir kimlik yaratır.Bazen  Ayşe olur,bazen Ali. Bir fark vardır ancak geçmişten kalanlarla, Ali top atmaz, Ayşe de ip atlamaz.

  Ders alınmalı sanattan orda yaşanmışlıklar vardır,düşünmeli,kınamamalı,renkler varsın grileşsin, varsın bir nota eksik olsun,ve bir cümle yarım kalsın.Sanattan anlamayan susmalı,bağnazlığını meydana çıkarıp konu olmamalı dedim ya,eleştiriyi yapabilmeli fakat eleştirdiği konuyu iyi bilmeli,yıkıcı değil yapıcı olmalı.

  Sanat bir söyler, bin susar.Anlamayan bin konuşur bir susar.Susmayı bilmeyen  öğrenemez…ve  bir canavar meydana gelir,geçmişte resimleri yakan, talan eden zihniyetlere bürünür,bir fark vardır sadece kendisini yakar..debelenir durur.    Bir tiyatroda kötü karakterdir,bir yazıda hırçın,bir resimde siyahtır,eleştiren,

  Ve teşekkür etmek geldi içimden,onlar olmasaydı bu yazı nasıl yazılacaktı.

  Cahillikleri eşliğinde destekler  gibi görünüp,boş konuşanlara teşekkürler.                     

        

 

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!